İlaçsız Tüp Bebek Yöntemi, İzmir Dokuz Eylül Hastanesinde Uygula


İZMİR (24.03.2007) - İlk kez 1978 yılında Luis Brown’ın dünyaya gelmesiyle tıpta çığır oluşturan klasik tüp bebek yöntemine alternatif olarak geliştirilen ve anne adayına ilaç vermeden yumurtaların dışarıda olgunlaştırılmasını sağlayan IVM’in (In Vitro Maturasyon), Türkiye’de ilk kez seri uygulanmasına başlandı. Dünyada 1991-1998 yılları arasında 56 kadında yapılan, ancak bu yıla kadar “vaka takdimi” şeklinde kalan IVM, 1998’de seri olarak Kanada Mc Gill Üniversitesinde uygulandı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı ve Tüp Bebek Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Gülekli, 20 hastada yüzde 40 gebelik oranı yakalayarak çalışmanın saygın bilim dergilerinden New England Journal of Medicine’de yayınlanmasını sağladı.

Kanada'daki
Sistemin Aynısını Kurduk
Dünyada birkaç ülkede seri olarak uygulanan yönteme ilişkin en başarılı rakamların Mc Gill Üniversitesine ait olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gülekli, “Biz bunu Türkiye’de yeniden seri halinde yapmak istiyoruz. Ülkemizde de bu yöntem vaka takdimi şeklinde denendi. Singapurlu Dr. Ahmed Kemal Abdul Celil, yöntemi embriyolog arkadaşlara öğretiyor. Önemli olan, bundan sonra ekibin bu çalışmayı götürür hale gelmesi. Ümit ediyorum, Kanada’daki başarıyı burada tekrarlayacağız” dedi.

Sistemin aynısını kurduklarını söyleyen Prof. Gülekli, her tüp bebek hastasına uygulanacak bir yöntem olmadığını belirttiği IVM’de, ilaç kullanmadan yumurta elde edildiğini, hastada buna uygun bir yumurtalık yapısının bulunması gerektiğini vurguladı. Söz konusu yöntemle tüp bebeğe yakın oranda gebeliğin elde edildiğini kaydeden Prof. Dr. Gülekli, bu alandaki tecrübelerinin artmasından sonra IVM’in, klasik tüp bebek yöntemiyle yarışır hale geleceğini söyledi.

İVM'nin 2 TEMEL AVANTAJI VAR
Yöntemin iki temel avantajının bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Gülekli, ortalama 3 bin YTL olan klasik tüp bebekteki ilaç maliyetinin, IVM’de ilaç kullanılmadığı için sıfıra indiğini, bunun yaygınlaşması halinde ilacın yüzde 80’ini karşılayan devletin de önemli bir kar elde edeceğini söyledi. Prof. Gülekli, önemli bir başka avantajın ise ilaç kullanımına bağlı olarak yumurtalıkların aşırı uyarılması ve büyümesine yol açabilecek ve anne adayının hayatını tehdit edebilecek gelişmenin ortadan kalkması olduğunu vurguladı.

IVM yöntemiyle kadınlarda ilaca bağlı gelişecek risklerin sıfıra indiğini, böylece klasik yöntemde meydana gelebilecek yan etki nedeniyle tedavinin kesilmesine gerek olmayacağını söyleyen Prof. Gülekli, klasik tüp bebek yönteminde her gün hastaların aldığı ilaçlardan sadece bir ampulünün, IVM’de yumurtaların içine konduğu sıvıya eklendiğini, 24-48 saat içinde bu sayede ongunlaşan yumurtalardan elde edilen embriyoların anneye transferinin sağlandığını bildirdi.
 
Dr. Ahmed Kemal Abdul Celil, her iki yöntem arasında en önemli farkın, IVM’de anne adayına sağlanan rahatlık olduğunu, hastaya sadece bir doz hormon verildiğini bildirdi. Dr. Gülekli ve Dr. Abdul Celil’in DEÜ’de başlattığı IVM’in ilk denendiği hastalardan olan 6 yıllık evli Sinem Kızıldaş, klasik tüp bebek denemesinde yumurtalıkların aşırı uyarılması nedeniyle gelişen hayati risk dolayısıyla tedaviyi bırakmak zorunda kaldıklarını belirterek, “Korkup bu yönteme başvurduk. Memnunuz. Umarım sonuç alırız” dedi.
                                                                                      * www.ntvmsnbc.com

Yorum Yaz